» Haberin Devamı...

HALIDA ALLMODE SENTEZİ

Hasan Erkesim: “Bir sentez yaratmak yerine taklitçiliğe kaçmak doğru bir yaklaşım değil. Firmalar kendilerinden de birşeyler katarak bir takım çalışmalar ortaya koymalıdır. Bu yaklaşım sektöre belli bir kalite getirir. Biz de bu anlamda her zaman yeni çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz.”

 

Halı sektöründe uzun yıllardır çalışmalarını sürdüren Hasan Erkesim’le, merkezi Bakırköy’de bulunan Allmode showroom’un da sektöre bakışları, marka konseptleri ve ilgiyle okuyacağınıza inandığımız daha bir çok konuda hoş bir söyleşi yaptık...

 

Halı sektörüne girişiniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Allmode bir aile şirketidir. Halıcılık bizim için babadan oğula geçen bir meslek olarak devam etmektedir. Biz, 1968 yılından beri bu işle ilgileniyoruz. Bir dönem beyaz eşya ve benim mesleğimden ötürü inşaat gibi farklı işlerle de uğraştık. Ayrıca ev dekorasyonuna hitap eden değişik ürünlerin bir arada toplandığı mağazalar zincirimiz de var. Halıda trendlerin değişmesi ve bizim gibi yeni nesilin de devreye girmesiyle birlikte halıda anlayış farklılığı ortaya çıkmıştır. Bu anlamda, daha çok modern tarzda halı satışı başlamıştır. Allmode olarak Türk tüketicisinin beğenisine uygun renk ve desenlerdeki tasarımlarımızı değişik ülkelerde fason olarak ürettiriyoruz. Ağırlıklı olarak da modern halılarla ilgileniyoruz. 2002 yılında tescilli markamız olan Allmode’u yarattık.

 

Bayilik sisteminiz ve Türkiye’deki satış örgütlenmeniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Bütün Türkiye’ye hitap eden bir firmayız. Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinde müşterilerimiz var. Dolayısıyla ürünlerimizi satmak isteyen müşterilerimize farklı kolleksiyonlarımızdan seçenekler sunabiliyoruz. Bunun dışında, özellikle İstanbul’da kendi perakende mağazalarımız var. Şu anda bunların sayısı 2 ile sınırlı ancak ileride bu sayıyı arttırmayı hedefliyoruz.

 

Allmode ürünleri şu anda kaç noktada satılıyor?

Şu anda 2 tane perakende mağazamız var. Ancak 200’den fazla noktaya toptan satışımız devam ediyor.

 

Hangi ülkelerden, ne tarz halıların ithalatını yapıyorsunuz?

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; ithalatçıların ülke ekonomisine negatif bir katkı sağladığını düşünüyorum. Özellikle hazır ürün getiren ithalatçılar açısından söylüyorum. Biz bu konuya daha farklı bir açıdan yaklaşıyoruz. Allmode olarak, hazır ürünler ithal etmekten ziyade, kendi tasarımlarımızı oluşturarak üretimi dışarıda yaptırıyoruz. Şu anda İngiltere, Belçika, Nepal, Çin ve Hindistan olmak üzere 5 ayrı ülke ile çalışıyoruz. Bu ülkelerden ithal ettiğimiz halılar yün, akrilik, polyester ve polipropilen elyaflardan üretilmektedir. Makine halılarında ağırlıklı olarak polipropilen, klasik halılarda yün, modern halılarda polyester ve akrilik kullanmaktayız. İthalatımız dışında, Türkiye’de de üretime geçtik.

 

Türkiye’deki üretiminiz hakkında bilgi verir misiniz?

Uzakdoğu ülkelerinde maliyetlerin oldukça düşük olması nedeniyle bu ülkelerle rekabet etmemiz mümkün olmuyor. Bu anlamda biz farklı bir strateji uygulamaya karar verdik. Müşterilerimizin istekleri doğrultusunda, onların arzu ettikleri renk, desen ve ölçüde üretim yapmaya başladık. Termin tarihleri açısından, Uzakdoğu’daki üretimin böyle bir şansı olmadığı için bizim rekabet etme şansımız oluyor. Bu üretimimizi geliştirerek arttırmayı hedefliyoruz. Şu anki mevcut kapasitemiz biraz düşük, ancak dediğim gibi bu kapasiteyi yükseltmeyi planlıyoruz. Hatta bir süre sonra ihracata da geçmeyi düşünüyoruz. Bu anlamda 2007 Domotex Fuarı’na katılımcı olarak gideceğiz. Şu var ki herşeyi Türkiye’de üretmek elbette ki mümkün değil, ancak bu tür dekoratif ürünlerin Türkiye’de üretilebileceğine inanıyorum. Siz de biliyorsunuz ki el halısını Türkiye’de üretmek artık neredeyse imkansız fakat üst kalitedeki ürünler, katmadeğeri yüksek ürünler burada üretilebilir. Orta sınıf halıları Türkiye’de üreterek rekabet edemeyiz. Bir ülke herşeyi üretmek zorunda değildir. Bizler avantajlı olacağımız kaliteli ürünlere yoğunlaşırsak rekabet şansını yakalarız. Örneğin Hereke Halısı, Uzakdoğu ile rekabet edebileceğimiz bir kalitedir. Yapmamız gereken tek şey trendleri takip edip, o trendlere uygun bir takım değişiklikler yapmak. Türkiye’de yaşadığımız bir diğer eksiklik ise araştırma geliştirme çalışmalarının olmaması. Yeni iplikler, yeni dokular yaratılmıyor. Tüketici artık biliçlendi, dolayısıyla farklı şeyler istiyor ve yenilik bekliyor. Günümüzde halı trendlerindeki değişim süreci de hızlandı. Halı hızlı bir tüketim maddesi haline geldi.

 

Halıda renk, tasarım ve desen konusundaki çalışmalarınız neler?

Biz bu konuda özellikle Domotex Fuarı’nı takip etmeye çalışıyoruz. Neticede halı konusundaki trendler bu fuarda belirleniyor. Fuar, yeni renklerin ne olacağını kesin olarak sunmasa da siz bir takım ipuçları bulabiliyorsunuz. Biz de bu eğilimleri izleyip Türkiye’deki talepler doğrultusunda bir sentez oluşturuyoruz. Yaptığımız bu çalışmaların bir kısmı oldukça ilgi görürken bazıları çok talep almayabiliyor. Bu da halıcılık mesleğinin riski diyebiliriz. Eklemek istediğim bir başka nokta da şu; bir sentez yaratmak yerine taklitçiliğe kaçmak doğru bir yaklaşım değil. Firmalar kendilerinden de birşeyler katarak bir takım çalışmalar ortaya koymalıdır. Bu yaklaşım sektöre belli bir kalite getirir. Biz de bu anlamda her zaman yeni çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz.

 

Desen ve tasarımların taklit edilmesine ilişkin düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Sektörümüzün bu meseleye ne yazık ki çok bilinçsiz bir yaklaşımı var. Biliyorsununuz bu konuda bir kanun çıktı, ancak sanıyorumki sektördeki firmaların bu kanundan pek haberi olmadı. Bir iletişim merkezi olarak size bu konuda çok büyük görev düşüyor. Bu konuyu meslektaşlarımıza anlatmanız gerekli diye düşünüyorum.

 

Mart-Nisan sezonunda sunacağınız renkler ne olacak?

Piyasada şu an özellikle bej ve kahve tonlara yönelik bir eğilim var. Bunun dışında pembe tonları da ön plana çıkmış durumda. Eskisi kadar olmasa da lilaya da bir eğilim söz konusu. Mavi ve turkuaz yavaş yavaş ön plana çıkmaya başlıyor. Zamanla belki siyah-beyaz ya da siyah-kırmızı gibi kombinasyonlar ortaya çıkabilir diye düşünüyorum. Bu kombinasyonlar şu an Avrupa’da mevcut. Tabi şunu da eklemek istiyorum; Allmode olarak, Avrupalı firmalar ile eş zamanlı çalıştığımız için bazen piyasanın çok önünde oluyoruz. Bu da bizim için bir dezavantaj oluşturuyor, çünkü normalde Avrupa’da moda olan renklerin Türkiye’ye gelmesi bir ya da iki yılı buluyor. Aynı durum İstanbul ile Anadolu arasında yaşanıyor. İstanbul’da moda olan bir rengin Anadolu’ya gitmesi iki yılı alıyor.

 

Dilerseniz halı sektöründe yaşanılan sorunlara da değinelim. Sizin bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Tüketicinin doğru bilgilendirilmemesi gibi bir sorun ile karşı karşıyayız. Bu konuda örnek vermek gerekirse hand tufted halılar konusunda yaşanan sorunu gösterebilirim. Hand tufted halılar, iğneleme yöntemiyle üretilen halılardır ve Avrupa’da yoğun olarak kullanılan ürünlerdir. Türkiye’deki tüketicinin “halı yıkanır mı?” gibi bir endişesi varken bu durum Avrupalı tüketiciler için söz konusu değil. Bu durumda insanlara doğru ürünü sunmak gerekiyor. Örneğin aldığı halıyı 10-20 yıl kullanmayı isteyen bir tüketiciye kalkıp da hand tufted halı satmak yanlış olur. O tüketiciye sunulması gereken halı makine halısı ya da el halısı olmalıdır. Satıcıların tüketiciye tam ve eksiksiz bilgi vererek bu sorunu ortadan kaldırması gerekiyor. Müşterinin ihtiyacına göre ürün satışı yapılmalıdır. Ayrıca gelen her müşteri bilinçli olmayabilir. Bu durumda da satıcının müşteriyi doğru yönlendirmesi gerekir.

 

Nihai tüketiciye halı alırken nelere dikkat etmesini tavsiye edersiniz?

Bu müşteriden müşteriye değişir. Müşteri, dekoratif bir ürün almak istiyorsa kaliteye çok fazla yoğunlaşmamalıdır. Kalitesiz ürün alsın anlamında demiyorum tabii ki. El halıcılığında dokuma sıklığı çok önemli ama modern halılarda böyle bir kavram yok. Bunun yerine hav ağırlığı ve kullanılan lateks önem kazanıyor. Modern bir ürün ihtiyacı olan müşteri modern halı bazında kalite değerlerine dikkat etmelidir. Peki nedir bu değerler; hav ağırlığı ve kullanılan latekstir. Bir yıkamada tüylerinin %50’sini döken halı, kalitesiz bir halıdır. Klasik halı almak isteyen kişiler ise dokuma sıklığına ve kullanılan yünün kalitesine dikkat etmelidir. Bizim firma olarak politikamız; müşteriye karlılığı yüksek bir halıyı satmak değil, ihtiyaca en uygun halıyı satmak yönündedir. Bu politikayı tüm firmaların uygulaması sektörün lehine olacaktır.

 

Allmode olarak 2006 yılı hedefleriniz neler?

2006 yılı için özellikle yoğunlaştığımız konu; firmamızın fuarlar aracılığı ile toptan ve perakende bazında tanıtımıdır. Bunun dışında bu piyasadaki ilklere imza atmayı hedefliyoruz.

 

 » Ana Sayfa