Döviz Kurları
DOLAR Alış YTL
Satış YTL
 
EURO Alış YTL
Satış YTL
GEÇMİŞİN MİRASI KİLİMLER
Maria-Mercedes Sala: “Halı ve kilimlerde düğümlü dokuma tekniğinin medeniyetlerin kesiştiği coğrafya Orta Asya’da yaklaşık 3500 yıl kadar önce başladığı tahmin ediliyor. Dünya üzerinde bilinen ve bugüne kadar korunarak gelen ilk düğümlü kilimin yaklaşık 2500 yaşında olduğu öğrenilmiştir.”

Halı ve kilim dokumacılığını geçmişten günümüze miras olarak kabul edersek, satın alıcıları ve üreticileri bilgilendirmek için birçok mecradan faydalanmak gerekiyor. Güçlü ticari bağlantılar kurmak ve yasal sınırlar içinde iş yapabilmek için bazı ayrıntılara dikkat etmek gerekiyor. İsviçre’de bulunan ve çeşitli uluslararası örgütlerle işbirliği içinde çalışan Uluslararası Ticaret Merkezi (CCI) sanatsal değeri olan halıların istatistik bilgilerini toplayarak eksperlere bir veri bankası oluşturmak doğrultusunda sektördeki gelişimi sağlayacak çalışmalara imza atıyor. CCI’de Sanatsal Ürünler Sorumlusu olarak çalışan Maria-Mercedes Sala, kilim ve halının tarihçesi hakkında verdiği ilginç bilgiler sayesinde bu verilerden faydalanmamızı sağlıyor. İşte, dünden bugüne kadar geçen süreç içinde halı ve kilimin tarihi yolculuğu ve bu yolculuk süresince el dokuması yaygıların geçirdiği evrim sonucunda ortaya çıkan önemli sorunlardan taklit ve yasadışı üretim konusuna değiniyoruz. Maria-Mercedes Sala anlatıyor…

İlk Düğümlü Dokumalar

“Bin yıldan fazla bir süredir devam eden bir gelenek bugünün imalatlarında devam ediyor. Halı ve kilimlerde düğümlü dokuma tekniğinin medeniyetlerin kesiştiği coğrafya Orta Asya’da yaklaşık 3500 yıl kadar önce başladığı tahmin ediliyor. Soğuk kış aylarından korunmak için göçebe toplumların keçi kılından imal ettikleri çadırlarda bu yöntem kullanılırdı. Bu keçi kılları koyunyününden daha kalın, daha uzun ve daha dayanıklı olduğu için tercih ediliyordu. Böylece daha yassı ve daha sıkı düğümler elde ediliyor ve soğuğa karşı çadırın direnci kuvvetlendiriliyordu. Aynı tekniği ısı yalıtımını sağlamak amacıyla yeri kaplamak üzere geliştirdikleri halı ve kilimlerde de kullanmaya başlayan Orta Asya’nın göçebe kavimleri, böylece çadırların içindeki havayı sıcak ve rutubetsiz olarak muhafaza edebiliyorlardı. İşte bu şartlar altında ilk kilimler doğdu ve günümüze kadar bu gelenek taşınabildi.”

Kilimin Dönüşümü

“Geçen zamanla beraber dokuma sanatı gelişti ve kilimler sadece yerde değil, çadırları kendi içinde bölmelere ayırmakta da kullanıldı. Çok sonraları ibadet etmek gibi çeşitli ritüeller için, tuz ya da kuru bakliyat saklamak için, yatak ya da beşik üstüne sermek için kilim ve halı çeşitleri icat edilmiştir. İşte bu aşamada göçebe yaşayan toplumlar yer değiştirmek zorunda kaldıklarında atlarının sırtına yükleyebilecekleri, kendileriyle beraber gittikleri yere götürebilecekleri halı ve kilimlerden faydalanmıştır. Esasen taşınabilme özelliği sayesinde tercih edilen kilimler daha sonra farklı hayvanların tüylerinden yararlanılarak daha da güzelleştirilmiş ve estetik unsurları da barındırmaya başlamıştır. Dünya üzerinde bilinen ve bugüne kadar korunarak gelen ilk düğümlü kilim 1947 yılında Sibirya Altay dağlarında bulunmuştur ve halen Saint-Petersburg Müzesi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. Bu kilimin karbon testleri sonucunda imalatının, milattan önce 500’lü yıllara dayandığı ve yaklaşık 2500 yaşında olduğu öğrenilmiştir.”

Evrim ve Sorunlar

“Yüzyıllar sonra, başlangıçta kullanılan mütevazı ürünlerin, saraylarda ve lüks evlerde bir dekorasyon malzemesi haline geldiğini görmekteyiz. Bugün gelinen noktada ise makine halıları ve kilimleri el emeğinin yerini neredeyse tamamen almış durumda. İşte bu yüzden daha da değerlenen nadir el dokuması halı ve kilimlerin orijinallikleri konusunda çeşitli şüpheler ortaya çıkabiliyor. Yasadışı üretim ve kanunsuz çalışma şartları yüzünden insan emeğinin sömürüsüne kadar gidebilen sorunlar meydana geliyor. Uluslararası ticaret örgütleri de bu konuya karşı hassasiyet göstermekteler. Ancak sorun bununla bitmiyor. Tüketicilerin de dikkatli olmaları gerekiyor. Taklit ürünler ya da el dokumasına çok benzeyen makine üretimleri gerçekleriyle karıştırılırsa değerinin çok üstünde fiyatlar biçilerek tüketicilerin kandırılması ve hatta dolandırılması bile söz konusu olabilir. Geleneksel halı ve kilim üreticileri ile tüccarları güncel sorunlara karşı daha dikkatli yaklaşım izlemek zorundalar. İmitasyon ürünlerin uluslararası piyasalarda çoğalması ve taklit ürünlerin gittikçe daha fazla yaygınlaşması yüzünden hem ithalatçılar hem de tüketiciler zor durumlarda kalabiliyor. Özellikle çocuk işçi çalıştırılması yasağını delerek üretimi gerçekleştirilen yasadışı ürünlerin dünya pazarında rağbet görmesi çocuk haklarını koruyabilmek için yapılan yüzlerce çalışmanın boşa gitmesine sebep oluyor. Hem çevreye, hem uluslararası insan haklarına hem de ticaret hukukuna uygun ürünlerin tercih edilmesi için üreticilerin ve tüccarların yanı sıra halı ve kilim tüketicilerine de görev düşüyor. Bu sebepten el dokuması olduğuna dair bir ürünün belgelenmiş olması ve ürünü imal eden kişinin ya da kuruluşun hakkında detaylı bilgi edinilmesi gerekiyor. Tabii el dokuması halı ve kilimlerin bilindik ve güvenilir yerlerden alınması, yasadışı, usulsüz ya da ikinci el gibi gerekçelerle yabancılardan alışveriş yapılmaması gelecekte yaşanacak sorunların önüne geçmemizi sağlayabilir.”


12.06.2009
Bu haber 12324 okundu.
Yazdır Yorum Yaz
YORUM EKLE
Lütfen yorum eklemek için bilgileri eksiksizce doldurunuz.
Adınız
Lütfen adınızı yazın.Lütfen adınızı yazınız.
Email
Lütfen email adresinizi yazınızGeçersiz email adresi.
Yorum
Lütfen yorumunuzu yazınız.
Yorumunuz çok kısa.
Karakter Kaldı
Son Eklenen Yorumlar