Döviz Kurları
DOLAR Alış YTL
Satış YTL
 
EURO Alış YTL
Satış YTL
2008 İLK YARI HALI İHRACAT PERFORMANSIMIZ-1

Çağrı Öztürk/İTKİB Genel Sekreterliği Ar-Ge ve Mevzuat Şubesi

 

Dünya Ekonomisine

Genel Bir Bakış

Dünya Ekonomisi ABD gölgesinden çıkamıyor. Yılın ikinci çeyreğinde, dünya ekonomisinin gündemini başta gıda fiyatları olmak üzere küresel çapta yükselişe geçen enflasyon ve hızla artan petrol fiyatlarına dayalı olarak yükselen enerji maliyetleri oluşturmuştur. Başta gıda olmak üzere emtia ve enerji fiyatlarındaki artış dünya genelinde fiyat istikrarını olumsuz yönde etkilemektedir. Uluslararası para piyasalarında zayıflayan dolar başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarını yükseltirken, yükselen fiyatlar dünya ülkeleri ekonomilerine enflasyon olarak geri dönmektedir. Mart ayının sonlarında 100$/varil seviyesinin altına gerileyen petrol fiyatları ise, arza ilişkin kaygılar nedeniyle Mayıs ayında 120$/varil seviyesinin üzerine çıkarken, Haziran ayının ilk haftasında 130$/varil seviyesini aşarak Temmuz ayına 145 $/varil seviyesinde girmiştir. Temmuz ayının ikinci haftasına girildiğinde, petrol fiyatları 135$/varil seviyesinde seyretmektedir. Uluslararası piyasalardaki dalgalanmalardan sanayileşmiş ülkelere göre daha az etkilenmekle birlikte, halen pek çok gelişmekte olan ülke global ekonomik görünümdeki bozulmaya karşı kırılgan bir özellik arz etmeye devam etmektedir. Özellikle Türkiye gibi yüksek cari işlemler ve bütçe açıkları veren ülkeler açısından yurtdışı piyasalardaki gelişmeler büyük önem taşırken, enerjide dışa bağımlı olan gelişmekte olan ekonomiler artan petrol fiyatları nedeniyle zorlanmaya başlamışlardır. Öte yandan, bütün dünyanın iyi haberler beklediği ABD ekonomisinden, umulan derecede iyi haberler gelmemektedir. ABD’nin dış ticaret açığı Nisan ayındaki 60,9 milyar dolarlık seviyesinden Mayıs ayında 62,4 milyar dolara ulaşarak son 14 ayın en yüksek seviyesine ulaşırken, hızlı ihracat artışına rağmen, açığın büyümesinde petrol ithalat faturasının Mayıs ve Haziran aylarındaki yükselişinin etkili olduğu belirtilmektedir. Geçtiğimiz hafta içinde açıklanan olumsuz verilerden birisi ABD Haziran ayı tüketici güven endeksiydi. Haziran’da 56,5 olması beklenen endeks 50,4 olarak açıklanarak son 16 yılın en düşük değerinde gerçekleşmiştir. Endeksi oluşturan beş alt kalemin hepsi tüketici güvenindeki bozulmaya işaret ederken, enflasyona ilişkin kaygılar da yükselmektedir. Nisan ayında %1,3 artış gösteren sanayi mamûlleri talebi, Mayıs ayında %0,6 artış göstererek 448,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Mayıs ayında ABD genelinde dayanıklı mamûl siparişlerinde ise çok küçük bir artış yaşanarak 213,6 milyar dolar olarak geçekleşmiştir. Dayanıklı mamûl siparişleri Nisan ayında ise %1 düşmüştür. ABD’de Mayıs ayında sözleşmeleri imzalanan ve bekleyen konut satışları %4,7 olarak, öngörülenden daha fazla düşmüştür. Ekonomistler, bekleyen konut satışlarında %2,8 oranında düşüş öngörmekteydi. ABD’de bekleyen konut satışları bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında %14 gerilemiştir. İstihdamla ilgili olarak ise, ABD genelinde özel sektör istihdamının Haziran ayında 79 bin kişi azaldığı açıklanmıştır. Bu rakam 2002 yılından bugüne gerçekleşen en yüksek istihdam düşüşüdür. Güncel verilere göre Mayıs ayında %5,5 olan işsizlik oranı, Haziran ayında değişmeyerek aynı seviyede kalmıştır. ABD ekonomisiyle ilgili az sayıdaki iyi haberden en önemlisi ise, 2008 yılı ilk çeyrek dönemi için daha önce %0,6 olarak açıklanan büyüme oranının Haziran ayı sonunda %1 olarak revize edilmesi olmuştur. Yine de, revize edilen rakam bile konut kredileri, kredi ve mali sıkıntılarla sarsılan ABD ekonomisinin kırılganlıktan kurtulamadığını göstermektedir. OECD’nin güncel tahminlerine göre ABD ekonomisi bu yıl sonuna kadar resesyondan yavaş yavaş çıkarak 2009 yılında büyüme trendine girecektir. OECD’nin ABD ekonomisi büyüme tahmini 2008 yılı için %1,2, 2009 yılı içinse %1,1 olarak açıklanmıştır.

 

Euro bölgesinde enflasyon tarihi zirvede

Avrupa Birliği’nde (AB) 15 ülkenin dahil olduğu Euro Bölgesi’nde Mayıs ayında %3,7 olarak gerçekleşen enflasyon, Haziran ayında %4 olarak gerçekleşerek rekor seviyeye yükselirken, Euro Bölgesi’nde son 12 ayda enerji fiyatlarındaki artışın %13,7’yi bulduğu açıklanmıştır. Öte yandan, Haziran ayı enflasyon oranları, Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’da %3,3 ile son 15 yılın en yüksek oranına çıkarken, AB’nin diğer büyük ekonomisi İngiltere’de Mayıs ayında %3,3 ile son 16 yılın en yüksek seviyesine yükselen enflasyonun, Haziran ayında daha yüksek açıklanması beklenmektedir. Yükselen enflasyon oranları nedeniyle, AB üyesi ülkelerde yaşayan halk tarafından enflasyon en ciddi sorun olarak görülmeye başlanmıştır. 24 Haziran 2008 tarihinde AB Komisyonu’nca yayımlanan bir ankete göre AB genelinde halkın %37’si enflasyonu en önemli ekonomik sorun olarak görürken, daha önceden en önemli sorun olarak görülen işsizliğin %11 ile ikinci sıraya gerilediği görülmektedir. AB’nin diğer ağır topları İtalya ve İspanya’da enflasyon Haziran ayında sırasıyla %4 ve %5,1’e yükselirken, Belçika’da Mayıs ayı sonu itibariyle yıllık enflasyon %5,8 ile son 23 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Hollanda ve Portekiz sırasıyla %2,1 ve %2,8’lik enflasyon oranları ile AB’nin en düşük enflasyon oranlarına sahip ülkeleri durumundadır. Fransa’da Mayıs ayında %3,7 olarak son 12 yılın en yüksek oranında gerçekleşen enflasyonun Haziran ayında daha yüksek olması beklenirken, tüketici güven endeksinin 1987’den beri en düşük seviye olan - 42’ye gerilemesi moralleri bozmuştur. Resmi istatistik kurumundan yapılan açıklamaya göre ise Fransız ekonomisinin 2008 yılında %1,6 oranında büyümesi öngörülmektedir. Öngörülen bu büyüme oranı son 5 yılın en düşük büyüme oranıdır. AB’nin refah düzeyi yüksek ülkelerinden İsveç’te yıllık enflasyonun %4 seviyesine ulaşması düşük enflasyona alışık halk arasında endişeye neden olmaktadır. AB’de en yüksek enflasyona sahip ülkeler %17,9 ile Letonya, %14 ile Bulgaristan, %12,3 ile Litvanya ve %11,4 ile Estonya’dır. AB’ye 2004’te üye olan ülkelerden Polonya’da Haziran ayı enflasyonunun %4,3 olması öngörülürken, Macaristan’da ise bu oran %7 seviyesine yükselmiştir. Çek Cumhuriyeti’nde enflasyon Mayıs ayında %5,2 oranına yükselirken, Slovakya’da bu oran %4,6 olarak gerçekleşmiştir. Öte yandan, Mayıs ayı itibariyle Avrupa’da en yüksek enflasyon oranı %31 ile Ukrayna’da gerçekleşmiştir. Artan enflasyonla mücadele için Ukrayna Hükümeti 21 Mayıs’ta ulusal para birimi Hryvnia’yı revalue etme kararı alırken, Merkez Bankası tarafından, ihracatçıların zarar göreceği gerekçesiyle bu kararın veto edilerek ulusal para biriminin dalgalanmaya bırakılacağını açıklanmıştır. Doğu Avrupa’nın yükselen ekonomisi Rusya’da ise, artan petrol fiyatlarıyla birlikte hayat standartları ve refah seviyesi yükselirken, ortalama hane gelirinin artmasıyla tüketim harcamaları da artmaktadır. Bu çerçevede, perakende satışları Mayıs ayında %14,1 oranında artmıştır. Öte yandan Rusya’da enflasyon da yükseliş trendinde olup Mayıs ayı enflasyon oranı %15,1 olarak gerçekleşmiştir. Rusya ekonomisi yılın ilk çeyreğinde %8,5 oranında büyürken, artan iç talebin de etkisiyle aynı dönem ithalat da %53 oranında artış göstermiştir. Öte yandan, istihdam maliyetlerinin de beklenenin üzerinde artış gösterdiği Euro Bölgesi’nde, Eurostat verilerine göre, yılın ilk çeyrek döneminde ortalama ücretlerin %3,7 oranında arttığı, ücret dışı istihdam maliyetlerinin ise %2,3 artış gösterdiği görülmektedir. ABD’de yaşanan kredi krizinin yarattığı resesyon endişesine rağmen Euro Bölgesi, 2008 yılı ilk çeyreğinde binde 8’le beklentilerin üzerinde büyümüştür. Eurostat verilerine göre Euro Bölgesi son 4 çeyrekte %2,2 büyüme göstermiştir. Son 4 çeyrekteki büyüme oranları Slovakya’da %8,7, Romanya’da %8,2, Litvanya’da %6,7, Polonya’da %6,4, Çek Cumhuriyeti’nde %5,4, Yunanistan’da %3,6, Hollanda’da %3,1, İspanya’da %2,7, Fransa’da %2,2, Belçika’da %2,1 ve İtalya’da %0,2 olarak gerçekleşmiştir. Geçen yıl AB’nin en hızlı büyüyen ekonomisi olan Estonya ekonomisinde ise yılın ilk çeyrek döneminde %1,9 oranında daralma görülürken, Letonya’da %3,6, Litvanya’da ise %6,4 oranında büyüme görülmüştür. Euro Bölgesi’nde işsizlik oranı Mayıs ayında, Nisan ayındaki %7,2’lik seviyesini korumuştur. En yüksek oranlar %10,5 ve %9,9 ile Slovakya ve İspanya’da yaşanırken, en düşük oranlar sırasıyla %2,7 ve %2,9 ile Danimarka ve Hollanda’da gerçekleşmiştir. Euro Bölgesi’nde Mart ayında %1,2 gerileyen yeni sanayi siparişleri endeksi, Nisan ayında %2,5 artış göstermiştir. Mart ayında %1 gerileyen AB genelindeki yeni sanayi siparişleri endeksi ise Nisan ayında %3,6 yükselmiştir. Euro Bölgesi’nde Nisan ayında %0,6 gerileyen perakende satışlar, Mayıs ayında %1,2 artış gösterirken, AB genelinde ise Nisan ayında %0,4 azalan perakende satışlar, Mayıs ayında %1,3 artmıştır.

 

Almanya ekonomisi rahat değil

Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’da enflasyon oranı Haziran ayında %3,3 ile son 15 yılın en yüksek oranına çıkarken, yılın ilk iki ayında %8 seviyesinde seyreden işsizlik oranının Mayıs ayı itibariyle %7,8’e gerilediği açıklanmıştır. 2007 yılı son çeyreğinde yavaşlayan Alman ekonomisi 2008 yılı ilk çeyreğinde toparlanarak %1,5 büyüme göstermiştir. Bu rakam son 12 yılın en iyi çeyrek dönem büyüme oranı olmuştur. Federal Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Almanya’nın sanayi üretimi Mayıs ayında Nisan ayına göre %2,4 düşüş gösterirken, ülke genelinde perakende satışlar ise Nisan ayındaki %1,7’lik düşüşün ardından Mayıs ayında %2,6 artış göstermiştir. Nürnberg’te bulunan Gfk Pazar Araştırma Kuruluşu’nca yapılan araştırmaya göre artan enerji fiyatlarına paralel yükselen enflasyon nedeniyle Almanya tüketici güven endeksinin Temmuz ayında %3,9 gerileyerek, 2005 yılı Aralık ayından bu yana en düşük seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Yine aynı kuruluşun değerlendirmesine göre özel tüketim harcamalarının ise bu yıl yalnızca %0,5 oranında artması öngörülmektedir. Münih’te bulunan IFO Enstitüsü tarafından yapılan açıklamaya göre ise İş Ortamı Güven Endeksi Nisan ayında 102,4 olan seviyesinden Mayıs ayında 103,5 seviyesine yükselirken, Haziran ayında ise tekrar 101,3 ile 2005 yılı Aralık ayından bu tarafa en düşük seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu gerilemede artan petrol fiyatlarına paralel yükselen enflasyon sonucu alım gücünün azalmasının etkili olduğu düşünülmektedir. Bu arada, Financial Times gazetesinde 2 Haziran 2008 tarihinde yayımlanan bir habere göre, Alman işverenler istihdam üzerindeki yüksek vergi yükü nedeniyle hükümeti dava etmeye hazırlanmaktadır. Ülkenin güçlü işveren sendikasının başkanı Dieter Hundt tarafından yapılan açıklamaya göre, işveren istihdam sigorta sisteminden 5 milyar euro’yu yeni sosyal güvenlik reformu çerçevesinde Federal Bütçeye aktarmak isteyen Federal Hükümet’e karşı işverenler Ağustos ayı sonunda Anayasa Mahkemesine başvurmayı planlamaktadır.

 

İngiltere ekonomisine karamsar hava hakim

Yılın ilk çeyrek döneminde ekonomide sadece % 0,3 oranında büyüme yaşanan İngiltere’de ekonomiyle ilgili karamsar hava artarak devam ederken, Mayıs ayı enflasyonu % 3,3 ile 1992’den bu tarafa en yüksek seviyesine ulaşmıştır. İngiltere’de enflasyon oranının bu yıl sonunda % 4 seviyesine yükselmesinden korkulmaya başlanmıştır. Enflasyonu son dönemde hızla artan petrol ve gıda fiyatları körüklerken, maaş artışlarının ilk kez enflasyon oranının gerisinde kaldığı belirtilmektedir. Sanayi üretiminin Mayıs ayında %0,8 azaldığı İngiltere’de reel sektör yavaşlama sinyalleri verirken, tüketici güveni ve hizmetler sektörü verileri son yılların en olumsuz görünümünü sergilemektedir. İngiltere Merkez Bankası (BOE) tarafından, ekonomik büyümenin ilk çeyrekte 1992’den bu yana en düşük oran olan %1’e gerileyeceği tahmin edilmektedir. Merkez Bankası uzmanları ayrıca, 2008’in bazı çeyrek dönemlerinde negatif büyüme kaydedilebileceği yönünde uyarıda bulunmaktadır. Ülkede, konut fiyatlarında son 15 yılın en hızlı düşüşü kaydedilirken, bu durum, özellikle mortgage kredilerinde geri ödenmeme riskini artırarak finans sektörüne ilişkin kaygıları canlı tutmaktadır. Öte yandan, İngiliz Ticaret Odası’nın (BCC) raporuna göre, İngiltere’de küçük ve orta ölçekli 5 bin firma ekonomik durgunluk beklentisine girmiştir. BCC’nin yılın ikinci çeyreğini değerlendirdiği raporunda kredi krizi ve giderek yükselen yaşam maliyetinin ekonominin en önemli sektörlerinde faaliyet gösteren firmaları bile vurduğuna dikkat çekilmektedir. Üretim ve hizmet sektörlerinde satış ve ileriye dönük anlaşmaların geçen üç ayda yavaşladığına dikkat çekilen BCC raporunda, trendin böyle sürmesi halinde ekonomik durgunluğun sadece “aylarla ifade edilebilecek kadar yakın olduğu” uyarısında bulunulmaktadır. İngiltere’de, tüketici güven endeksi Haziran’da da rekor seviyede düşüş göstermeyi sürdürmüştür. Uzmanlar, özellikle basın ve görsel medyada ekonomiye ilişkin olumsuz haberlerin üst üste yayımlanmasının güven unsurunda büyük bir zedelenme meydana getirdiğini belirtirken, buna ekonomik belirsizliklerin, giderek zayıflayan emlak sektörünün, durmaksızın yükselen gıda ve akaryakıt fiyatlarının da eklenmesiyle birlikte, Mayıs’ta 65 olan tüketici güven endeksinin Haziran ayında 61’e gerilediği bildirilmiştir. Aynı endeks geçen yılın Haziran ayında ise 91 seviyesinde idi. Endeksteki düşüşün 6 aydır büyük oranlarda gerçekleştiğine işaret eden ekonomistler, tüketicinin ekonominin önümüzdeki aylarda daha da bozulmasından endişe ettiğini belirtmişlerdir. Ekonomik durgunluk ve kriz beklentisi yaşanan İngiltere’de müşteri sıkıntısı çeken mağazalar her yıl Temmuz ayında başladıkları indirimli satışlara bu yıl Haziran ayı başında başlamışlardır. İngiltere’de olumsuz haber ve verilerine rağmen, Mayıs ayı perakende satış rakamlarının pozitif olarak gerçekleşmesi moralleri biraz olsun düzeltmiştir. İngiltere Perakende Konsorsiyumu (BRC) verilerine göre, İngiltere genelinde perakende satışların Mayıs ayında %3,5 oranında artarak, son 22 yılın en yüksek aylık artışı kaydedilmiştir.

 

Asya ekonomileri

Artan enflasyon oranlarının yanısıra yavaşlayan büyüme oranları, Asya genelinde bir çok ülkeyi olumsuz etkilerken, Dünya Bankası’na göre Japonya dışında kalan Asya ekonomileri 2008 yılında %7,3 oranında büyüme gösterecektir. Endonezya’da enflasyon oranı %11’e çıkarken, yıl sonuna kadar bu oranın %12,5 seviyesine ulaşması beklenmektedir. Hindistan’da enflasyon %8,1 ile son 3 yılın en yüksek oranına yükselirken, büyüme oranı da beklentilerin üzerinde gerçekleşerek %8,8 olmuştur. Singapur’da ise enflasyon son 26 yılın en yüksek oranına ulaşarak %7,5 olarak gerçekleşmiştir. Tayland’da enflasyon Haziran ayında son 10 yılın en yüksek seviyesi olan %8,9’a çıkarken, kıtanın gelişen ekonomilerinden Vietnam’da enflasyonun %26,8 ile zirveye ulaştığı, büyüme oranının ise son 7 yılın en düşük seviyesi olan %6,5’e gerilediği görülmektedir. Hong Kong’da ise enflasyon oranı %7 seviyesine erişmiştir. Enflasyonun %3 ile düşük seyrettiği Malezya’da ise son dönemde artan petrol fiyatları sonucu enflasyon oranının önümüzdeki dönemde %4-5 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Enflasyonun yüksek seyrettiği ülkelerden Kazakistan’da ise Haziran ayı itibariyle yıllık enflasyon oranı %20’ye yükselmiştir. Bu yılın ilk çeyreğinde %5,8 büyüme oranı yakalayan Güney Kore’de Nisan ayında %4,4 olarak gerçekleşen tüketici fiyatları, Mayıs ayında %4,9’a yükselmiştir. Ulusal para birimi ‘Won’ yılbaşından itibaren Dolar karşısında %12 değer kaybederken, artan petrol fiyatları enflasyonla mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Güney Kore Dünya’nın 5. Büyük ithalatçısı durumunda olup en büyük pazarlardan biridir. Güney Kore’de artan enflasyon oranı tüketimi olumsuz etkilerken, ihracatın artış trendini sürdürmesi ekonomiyi ayakta tutmaktadır. Mayıs ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre %27,2 oranında artarak 39,5 milyar dolar olarak gerçekleşirken, ithalat ise %28,8 artışla 38,5 milyar dolar olmuştur. Pakistan’da ise tüketici fiyatları Nisan ayında %17,2 olan seviyesinden Mayıs ayında %19,3’e yükselmiştir.. Hükümetin sübvansiyonları azaltma kararı sonrasında, tüketici fiyatlarının daha da artması beklenmektedir.

 

Japon ekonomisi sıkıntılı 

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Japonya, yılın ilk çeyreğinde %4 büyüme göstermiştir. Ekonomistler tarafından, Japon ekonomisine ilişkin sonuçların normal göründüğünü, ancak küresel ekonomik dengesizlikler ve artan emtia fiyatlarının Japonya’da yılın ikinci çeyreğinde büyümeyi yavaşlatmasının beklendiği belirtilmektedir. Son dönemde tüketici talebinin durgun seyrettiği Japonya’da, 10 yıldır süren deflasyon döneminden sonra, Nisan ayı itibariyle tüketici fiyatları enflasyonunun %0,9 oranına yükselmesi, uzun süredir deflasyondan şikayet eden ekonomi yönetimini sevindirmemiştir. Zira talep artışından ziyade girdi maliyetlerinin artışından kaynaklanan (cost-push inflation) bir enflasyon söz konusudur. Fiyat artışlarının en büyük nedeni olarak artan petrol maliyetlerinin yanı sıra son dönemde hızla yükselen gıda fiyatları gözükmektedir. Tüketici talebinde belirgin bir artış olmadığından, artan fiyatların ülkede stagflasyona neden olmasından korkulmaktadır. Zira, Nisan ve Mayıs aylarında toplam iç tüketim geçen yılın aynı dönemine göre sırasıyla %2,7 ve %3,2 düşüş göstermiştir. Öte yandan, Nisan ayında sanayi üretiminin %0,3 azaldığı Japonya’da, aynı dönemde işsizliğin de %4 seviyesine yükselmesi ülkede zaten mevcut durgunluk endişelerini daha da arttırmıştır.

 

Çin ekonomisi

Çin ekonomisinde, bu yılın ilk çeyreğinde %10,6 büyüme kaydedilmiştir. Bu rakamlarla, ülkenin GSYİH’si yılın ilk çeyrek dönem sonu itibariyle 6,2 trilyon Yuan (886,6 milyar $) olarak gerçekleşmiştir. Ticaret fazlası konusunda ise, Çin Gümrük Genel İdaresi’nce açıklanan verilere göre, ülkenin dış ticaret fazlası Mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre %10 azalarak 20.2 milyar dolara gerilemiştir. Bu verilere göre, petrol ve diğer hammaddelerin fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle ithalat Mayıs ayında, geçen yılın aynı ayına göre %40 artarak 100,3 milyar dolara ulaşmıştır. İhracat ise Çin’in potansiyel pazarı olan ABD ekonomisine ilişkin kaygılara karşın, Mayıs ayında, geçen yılın aynı ayına göre %28 artarak 120,5 milyar dolar olmuştur Çin ulusal para birimi Yuan’ın yılbaşından itibaren ABD Doları karşısında yaklaşık %4 değer kazanması da ithalatın artışı ve ihracatın yavaşlamasında etkili olmuştur. Son dönemde artan enflasyonu kontrol etmekte zorlanan Çin Hükümeti, başta gıda fiyatları olmak üzere fiyat artışlarını yavaşlatabilmek için Yuan’ın Dolar karşısında değer kazanmasına izin vermektedir. Öte yandan, Nisan ayında %8,5 seviyesine yükselen enflasyon oranı, Mayıs ayında ise %7,7 olmuştur. Bilindiği gibi, son dönemde Çin’de enflasyonun yükselmesinde, özellikle gıda fiyatlarındaki artış etkili olmaktadır. İhracatta yaşanan patlama nedeniyle enflasyonun en yüksek seviyesine ulaşarak büyük bir baskı unsuru olmaya başladığı Çin’de yetkililer, aşırı ısınan ekonomiyi soğutma gayreti içindedir. Ancak tüm bu çabalara karşın, ülke ekonomisi çift haneli oranlarda büyümeye devam etmektedir. Diğer taraftan Çin’de, Haziran ayında alınan ihracat siparişlerinde, 2005 yılı Ağustos ayından bu tarafa en düşük artış oranı gerçekleşmiştir. Yeni ihracat ürünleri sipariş endeksi Mayıs ayında 53,4 iken, Haziran ayında 50,2 seviyesine gerilemiştir. Çin’de Ocak-Mayıs döneminde genel ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %22,9 artış göstermiştir. 2007 yılında ise ihracat %25,7 artış göstermiştir. Çin’de sanayi üretimi, Mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre %16 artmıştır. Nisan ayındaki artış oranı ise %15,7 olarak gerçekleşmiştir. Ocak-Mayıs dönemi sanayi üretimi ise %16,3 artarken, aynı dönemde perakende satışlarda ise %21,6 oranında artış kaydedilmiştir. Bu artışta, son dönemde hızla artan tüketici fiyatlarının da rolü bulunmaktadır.

 

Türkiye ekonomisine

genel bir bakış

Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında Türkiye ekonomisi gündemini, başta hızla artan petrol fiyatlarına paralel yükselen enerji maliyetleri olmak üzere yükselişe geçen enflasyon ile siyasi belirsizlikten olumsuz etkilenen piyasalar oluşturmuştur. TUİK verilerine göre, 2008 yılı ilk çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla %6.6 artış göstererek 24,232 Milyon YTL düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu verilere göre, global kredi krizine ve süregelen dalgalanmaya rağmen, iç talebin ilk çeyrekteki güçlü seyrine bağlı olarak Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde beklentilerin üzerinde bir oranla %6,6 büyümüştür. Ekonomi, geçen yılın ilk çeyreğinde %7,6, yıl genelinde ise %4,5 büyümüştü. Bununla birlikte, dünya ekonomisindeki gelişmeler ile siyasi belirsizlikler ve faiz oranlarındaki artışa bağlı olarak yılın ikinci çeyreğinden itibaren büyümenin yavaşlaması beklenmektedir. Türkiye’de, harcamalar yöntemiyle GSYH incelendiğinde ise; 2007’nin son çeyreğinde yavaşlayan özel sektör tüketim harcamalarının 2008 yılının ilk çeyreğinde önemli ölçüde arttığı görülmektedir. Yılın ilk çeyreğinde, özellikle mal ve hizmet alımlarındaki artışa bağlı olarak kamunun tüketim harcamalarında artış meydana gelmiştir. Yatırım harcamalarına bakıldığında; geçen yılın aynı döneminde yatırımlarını %1,8 arttıran özel sektörün bu yılın ilk çeyreğinde yatırımlarını %11,3 artırdığı, geçen yılın ilk çeyreğinde %4,3 büyüyen kamunun yatırım harcamalarının ise son beş çeyrektir ilk defa %7,7 oranında daraldığı dikkat çekmektedir. Yılın ilk çeyreği itibarıyla ihracattaki artışın son yılların en yüksek seviyesine yakın olduğu görülmekle birlikte net ihracatın büyümeye katkısı negatif olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, geçen yılın son iki çeyreğinin aksine ilk çeyrekte ihracat artışı ithalatın üzerinde gerçekleşmiştir. Öte yandan, Türkiye’nin 2008 yılı Haziran ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %34,9 artışla 12 milyar 75 milyon dolara yükselmiştir. 2008 yılı Ocak- Haziran döneminde ise toplam ihracat %36,1 artışla 67 milyar 138 milyon dolara ulaşmıştır. Haziran ayı itibariyle son 1 yıllık ihracat ise %29,9 artışla 123 milyar 763 milyon dolar olmuştur. Türkiye’de, uluslararası kredi piyasalarındaki sorunlara rağmen 2007 yılından bu tarafa ihracat güçlü seyrini korumaktadır. Bu gelişmede, Türkiye’nin ihracatının yarısından fazlasının Avrupa Birliği ülkelerine yönelik olduğu da dikkate alındığında, Euro’nun uluslararası piyasalarda değer kazanmasının etkili olduğu düşünülmektedir. Genel ihracatta dolar bazında yüksek oranlı artışa rağmen, YTL’nin güçlü seyri ve enerji fiyatlarında devam eden yükseliş cari açık üzerinde baskı yaratmaktadır. İthalattaki artışta yüksek düzeydeki enerji fiyatları etkili olmaya devam etmektedir. Nitekim, geçtiğimiz yılın ilk beş aylık döneminde 12,1 milyar dolar olan enerji ithalatı Ocak-Mayıs döneminde 19,7 milyar dolara ulaşmıştır. Cari açık, Mayıs ayında 2007 Mayıs ayına göre %28,8 oranında artarak 3 milyar 601 milyon dolardan 4 milyar 637 milyon dolara yükselmiştir. 2008 yılı Ocak-Mayıs döneminde ise cari açık, bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında %33,3 oranında artış göstererek 16 milyar 157 milyon dolardan 21 milyar 541 milyon dolara yükselmiş bulunmaktadır. Cari açığın finansmanında doğrudan yatırım gibi borç yaratmayan kaynakların azalması dikkat çekmektedir. Ayrıca, global risk algılamasındaki artış portföy yatırımlarının önemli bir şekilde azalmasına neden olmuştur. Cari açığın giderek daha fazla oranda borç yaratan kaynaklarla finanse edilmesi endişe yaratırken, yüksek düzeydeki enerji fiyatları da cari açık üzerinde baskı yapmaya devam etmektedir. Türkiye açısından 2008 yılının ikinci yarısı için, uluslararası likidite koşullarındaki ve kredi piyasalarındaki olumsuz gelişmeler, AB üyelik sürecinde karşılaşılan sorunların artması, mali disiplinde gevşeme eğilimi, başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarının yüksek seyri ile yurtiçinde artan siyasi belirsizlikler temel risk faktörleri olarak öne çıkmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan enflasyon verilerine göre, 2008 yılı Mayıs ayında Üretici Fiyatları Endeksi’nde (ÜFE) Nisan ayına göre %2,12, bir önceki yılın aynı ayına göre ise %16,53 oranında artış gerçekleştiği görülmektedir. Mayıs ayında Tüketici Fiyatları Endeksi’nde (TÜFE) Nisan ayına göre %1,49, bir önceki yılın aynı ayına göre ise %10,74 artış gerçekleşmiştir. Haziran ayı verilerine göre ise, Üretici Fiyatları Endeksi’nde (ÜFE) Mayıs ayına göre %0,32, bir önceki yılın aynı ayına göre ise %17,03 oranında artış gerçekleştiği görülmektedir. Haziran ayında Tüketici Fiyatları Endeksi’nde (TÜFE) Mayıs ayına göre %0,36 düşüş yaşanırken, bir önceki yılın aynı ayına göre ise %10,61 artış gerçekleşmiştir. TÜFE’nin yılın ilk 6 ayındaki seyri, enflasyon hedefinin 2008 yılında da tutmayacağına işaret ederken, emtia ve petrol fiyatlarındaki artışın ÜFE üzerinde olumsuz etkisinin sürmesi ve ÜFE’deki hızlı artışın önümüzdeki dönemde TÜFE üzerinde maliyet yönlü baskı yaratması beklenmektedir. Öte yandan, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2008 yılı Mayıs ayı Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 1997=100 temel olmak üzere Aylık Sanayi Üretim Endeksi, 2008 yılı Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %2,4 artarak 155,6 olmuştur. İlk beş aylık verilere göre ise toplam sanayi endeksi geçen yılın aynı dönemine göre %5,8 artış göstererek 147,6 olarak gerçekleşmiştir. Açıklanan verilere göre Mayıs ayında, imalat sanayiinde %1,9 oranında üretim artışı görülerek endeks 154,7 olarak gerçekleşirken, 2008 yılının beş aylık döneminde, imalat sanayi endeksi bir önceki yılın beş aylık ortalaması ile karşılaştırıldığında %5,4 artış göstererek 145,7 olarak gerçekleşmiştir. Açıklanan sanayi üretim endeksi verilerine göre, geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, Mayıs ayında, tekstil ürünleri imalatı üretim endeksi %19,5, derinin işlenmesi bavul, çanta vb. imalatı üretim endeksi %16,1, giyim eşyası imalatı üretim endeksi ise %10,5 düşüş göstermiştir. Bir önceki ay ile karşılaştırıldığında ise, Mayıs ayında tekstil ürünleri imalatı üretim endeksi %0,6, giyim eşyası imalatı üretim endeksi ise %0,5 artış gösterirken, derinin işlenmesi bavul, çanta vb. imalatı üretim endeksi ise %13,4 azalmıştır. Beş aylık ortalamalara göre ise, geçen yılın aynı dönemine göre tekstil ürünleri imalatı üretim endeksi %14,5, derinin işlenmesi bavul, çanta vb. imalatı üretim endeksi %8,7, giyim eşyası imalatı üretim endeksi ise %2,9 düşüş göstermiştir. TUİK verilerine göre, imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı, Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre 1,2 puan azalarak %82,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aylık İmalat Sanayi Eğilim Anketi geçici analiz sonuçlarına göre, 2007 yılı Haziran ayında %83,5 olan üretim değeri ağrlkl kapasite kullanm oran, 2008 yl Haziran aynda %82,3 seviyesinde gerçekleflmifltir. 2008 Mays aynda, iflyerlerinin, tam kapasite ile çalflmamasnn nedenleri arasnda talep yetersizliği ilk sradadr. Hammadde yetersizliği, mali imkanszlklar, iflçilerle ilgili meseleler ve enerji yetersizliği diğer nedenlerdir. ‹ç pazarda talep yetersizliği %46,5 ve dfl pazarda talep yetersizliği %19,6 orannda etkili olmufltur. Mali imkanszlklar %4,6, hammadde yetersizliği; yerli mallarda hammadde yetersizliği %5,2 ve ithal mallarda hammadde yetersizliği %4,2, iflçilerle ilgili meseleler %2,1 orannda etkili olmufltur. Diğer taraftan, 16 Haziran’da toplanan TCMB Para Politikas Kurulu, ksa vadeli faiz oranlarn beklentiler paralelinde 50 baz puan artrarak %16,25’e yükseltmifltir. 2008 ylnda, global piyasalardaki belirsizliklerin artmasnn yansra artan enflasyonist basklar nedeniyle Merkez Bankas’nn Mays ayndan itibaren faiz artrmna gitmesi, talep göstergelerini olumsuz yönde etkilemifltir. Son dönemde, yurtiçinde artan siyasi belirsizlik de tüketici ve yatrmclar “bekle-gör” politikas uygulamaya sevk etmektedir. Yln ikinci çeyreğinde kredi hacmindeki artfln yavaflladğ görülmektedir. Önümüzdeki dönemde de, finansal piyasalardaki oynaklk ile kredi koflullarndaki sklaflmann kredi hacmindeki genifllemeyi snrlandrmaya devam edeceği tahmin edilmektedir. TOBB’un açlan kapanan flirket istatistiklerine göre 2008 ylnn ilk 6 aynda geçen yln ilk 6 ayna göre açlan flirket saysnda %0,59’luk azalma olurken, yine ayn dönemde kapanan flirket saysnda %19,24’lük bir artfl olmufltur.

 

19.09.2008
Bu haber 10991 okundu.
Yazdır Yorum Yaz
YORUM EKLE
Lütfen yorum eklemek için bilgileri eksiksizce doldurunuz.
Adınız
Lütfen adınızı yazın.Lütfen adınızı yazınız.
Email
Lütfen email adresinizi yazınızGeçersiz email adresi.
Yorum
Lütfen yorumunuzu yazınız.
Yorumunuz çok kısa.
Karakter Kaldı
Son Eklenen Yorumlar