Döviz Kurları
DOLAR Alış YTL
Satış YTL
 
EURO Alış YTL
Satış YTL

İHRACATTA İLGİ ÇEKİCİ PAZAR: AMERİKA VE AFRİKA

Galip Büyükyağlıoğlu: "İhracat önemli bir satış hamlesi… Bu nedenle pazar araştırmaları ve ülkelere ilişkin bilgi dağarcımızı arttırarak, farklı ticari aktiviteler içerisine girme niyeti ve beklentisindeyiz. İhracat olarak özellikle, Amerika ve Afrika pazarı bizim ilgimizi daha çok çekiyor. Birkaç bağlantımız aslında var ve bu ülkelerde farklı firmalarla görüşmelerimiz de devam ediyor."

90’lı yılların başında öncelikle tekstil endüstrisine makine üretimi, tamir ve kurulumu ile hizmet vermeye başlayan Yağlıoğlu Tekstil, iplik ve teknoloji gerektiren tekstil ürünleri üretiminde faaliyet göstererek çalışma hayatına adım attı. Bugün yatırımlarını örgü halı ve kilim üzerinde yoğunlaştırdı. Üretim tesisi Uşak’ta bulunan Yağlıoğlu Tekstil, aylık 20 bin parça üretim kapasitesiyle önemli bir ticari aktör oldu. Son beş yılda paspastan halıya büyük tecrübeler kazanarak ilerleyen kuruluş olduk. Yağlıoğlu Tekstil, bu deneyimini yaygınlaştırarak daha iyi hizmet vermek amacıyla çalışmalarına aralık vermeden devam ediyor. Firmanın Üretim ve Satış Sorumlusu Galip Büyükyağlıoğlu, 20 yıla ulaşan sektörel deneyimlerini ve sürece ilişkin gözlemlerini bizlerle paylaştı…

Makine üretimiyle başlayan süreç Yağlıoğlu Tekstil için gelinen aşamada daha çok örgü halı ve kilimler üzerinde yoğunlaşmış görünüyor… Bu süreci bize anlatır mısınız? Kuruluşundan bugüne geçen sürede firmanız neler yaşadı, hangi kritik süreçlerden geçti?

Firmamız çalışma hayatına tekstil makineleri üretimiyle başladı. O yılların ülkemiz koşullarında kullanılan tekstil makineleri şimdiki gibi dünyayla rekabet edebilecek boyutlarda değildi. Güçlü üretici firmalar bugünkü kadar fazla değildi. Firmamız, kendi imkânlarıyla uzun yıllar bu seviyeyi yükseltmek için mücadele verdi. Ama Avrupalı makine üreticileri karşısında daima maça 3-0 yenik başlayan futbol takımı gibiydik. Çok büyük devlet desteği, astronomik krediler veya hibeler olmadan birçok proje, fabrikalarda çalışan 50-100 makinenin gururundan öteye geçemedi.

Özellikle 90’lı yıllarda başlayan 2. el ithal makine furyasıyla sektör çok büyük zarar gördü. Biz de modaya uyduk ve makine imalatını bıraktık. Dolayısıyla, kullanılmış makine ithal ederek ticaret hayatımızı sürdürmeye çalıştık. Avrupa’da batmış ya da kapanmış herhangi bir firmanın makinelerini alıyor ve Türkiye’ye getiriyorduk. Daha sonra bu makinelerin revizyonlarını yapıp, boyadıktan sonra satıyorduk. Aynı zamanda montaj ve teknik destek vermek gibi hizmetlerimizde mevcuttu. Bu süreçte, dünyanın birçok ülkesinde tekstil sektörüne yıllarını vermiş, çok sayıda üretici firma sahibiyle oldukça sağlam dostluklarımız oldu. 30-40 sene 1000-2000 işçi çalıştırdıktan sonra iflas etmiş firmaların sahipleriyle bu süreçte gelişen ilişkilerimiz, sorunları anlamamızda ve olası çözümlerin ne olacağı konusunda bir fikir sahibi olmamıza yardımcı oldu. Bu 10 yıllık süreç birikim sahibi olduğumuz ve sağlam gözlemlerde bulunduğumuz bir döneme denk geldi.

2000’li yıllara geldiğimizde ise, daha önce ’teknolojimiz yetersiz, makinelerimiz eski ama iş var, para geliyor, para kazanıyoruz’ modundan çıktık. Kriz süreçlerinde mallara olan talep düştü ve devamında sektörde rekabet başladı. Geçmişte 12 ay iş yapan fabrikalar, yalnızca sezonluk iş yapabilir hale geldi. Sadece güçlü firmaların iş yapabildiği bir pazarda sezon içinde mal satıp, sezon dışında stok yaparak kendi gücüyle ayakta kalabilenlerin iş yapabildiği bir yapıya girildi. Böyle olunca eski makine sektörü bitti. Son model teknolojisi olmayan firmalar bu yeni sürece ayak uyduramamaya başladı. Tüm bunlardan sonra biz de çeşitli tekstil ürünlerinin üretimine yöneldik.

Sonunda 2005 yılında örgü halı üretiminde karar kılarak çalışmalarımızı bu alanda yoğunlaştırmaya başladık. Çok fazla işçiliği olan ve bu nedenle pek çok kimsenin tercih etmediği ürünler bize daha cazip geldi. Bu süreç sabır ve kararlılık gerektiriyordu. Bu nedenle ilk yıllarda üretim ve personel eğitimiyle çok uğraştık. Mal satmak için gittiğimiz yerlerde ’bu nedir, ne işe yarar’ şeklinde farklı tepkiler dahi aldık.

Hiç unutmam satışa başladığımız ilk yıl 100 bin adet küçük paspas sattık. Ama müşterilere tanıtım ve satış için kullandığımız arabamız da 100 bin km yol yapmıştı. Her paspas için 1 km! Böylece o yıl hiç para kazanamadık ve zarar ettik. Bu süreçte en büyük kazancımız müşterilerimizin bize duyduğu güven oldu. Böylece maddi anlamda zarar diye geçen yılın sonunda biz bunu müşteri memnuniyeti ve güvene dayalı bir çalışma olarak kabul ederek kazanca dönüştürmeyi başardık.

2012 zor bir yıl oldu. Siz firma olarak 2012 yılında neler yaşadınız? Pazarın risklerine direnç noktası oluşturmak için neler yapıyorsunuz?

2012’nin ilk altı ayı bizim için başarılıydı, sorun yoktu. İkinci altı ayda ise, müşteri bazında satışlarda azalmalar oldu. Bu nedenle biz de tanıtım çalışmalarına ağırlık vererek, farklı bir çalışma konsepti yaratmaya başladık. Müşteri sayımızı arttırarak, aynı ciroları yakalamaya çalıştık ve büyük oranda da bunda başarılı olduk.

Pazarın riskleri kaçınılmaz bir olgu. Bu ticaret hayatının olmazsa olmazı… Biz bunları en aza indirgemek için olanca gücümüzü ve birikimimizi kullanmaya çalışıyoruz. Direnç noktası olarak ihracat ve ArGe çalışmalarına, bu nedenle daha fazla önem vermeye başladık. Şunu artık iyice öğrenmiş bulunuyoruz. ’En şiddetli krizde bile satış adetleri düşebilir ama asla bitmez. Yeni ürünlerle daha çok noktaya hitap etmeyi başarabilirsek krizlerden bile büyüyerek çıkmak mümkün.’ Biz buna inanıyoruz. Kriz süreçlerinde, pazarın daralması gibi durumlarda ve olası riskler karşısında biz zamanında ve yerinde tepkiler göstermeyi becerebilirsek inanıyoruz ki, hiçbir kriz bizi yenemeyecektir.

Yurtiçi pazarın etkin bir güç olduğu ortada, aynı zamanda yurtdışına da satış yapmanın getirilerini dikkate alacak olursak Yağlıoğlu Tekstil olarak dış pazarlarda hangi bölgeler ilginizi çekiyor?

İhracat önemli bir satış hamlesi… Bunun elbette farkındayız. Bu nedenle pazar araştırmaları ve ülkelere ilişkin bilgi dağarcımızı arttırarak, farklı ticari aktiviteler içerisine girme niyeti ve beklentisindeyiz. Bize göre, koşulların en uygun olduğu zamanı kovalıyoruz. Bu koşullar olgunlaştığında bizim de ihracat kalemimizin sıçramalı olarak arttığına tanık olacaksınız. İhracat olarak özellikle, Amerika Galip Büyükyağlıoğlu: Gaziantep varken dünyada hiçbir yerin halıda liderlikten bahsedebileceğine inanmıyorum. ve Afrika pazarı bizim ilgimizi daha çok çekiyor. Birkaç bağlantımız aslında var ve bu ülkelerde farklı firmalarla görüşmelerimiz de devam ediyor.

Pazarın genel ekonomik görünümü ve sektörün gücü artarak devam ediyor… Bu süreçte yaşanabilecek hammadde, kalifiye eleman ve benzeri sorunları dikkate alacak olursak pazara ilişkin genel bir değerlendirme alabilir miyiz?

Genel anlamda, ülkemizdeki ticari başarılara paralel olarak halıcılık sektörünün ülkemizde büyümekte ve daha etkili olduğunu gözlemekte olduğumuzu söyleyebiliriz. Her geçen yıl, ülkemizin dünyadaki satış hacmi daha da ileriye gidiyor. Bunu çok önemsiyoruz. Özellikle Gaziantep varken dünyada hiçbir yerin halıda liderlikten bahsedebileceğine inanmıyorum. Sorunlar her zaman var ama çok şükür üstesinden gelebilecek insanlarımız da var.

Piyasa yoğun rekabet yaşanan bir boyutta giderek daha etkili ve güçlü markalara ve kurumlara gerek duyuyor. İlerleyen süreçte piyasanın ve pazarın beklentilerini karşılamak adına ne gibi önlemler almak niyetindesiniz ve neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Bu soruya yanıt vermek için elbette çok sayıda koşulun bir araya gelmesi gerekiyor. Öncelikle, elbette üretimimizi ve teknolojimizi arttırmak gerekiyor. ArGe çalışmalarına daha fazla bütçe ayırmak, ihracat rakamlarının yukarıya doğru ivmelenmesi ve pazarlama yeteneklerimizi geliştirmemiz gibi faktörleri de göz ardı edemeyiz. En önemli şey kaliteden ödün vermeden marka değerimizi yükseltmek ve ticaretimize güven duyulmasını sağlamak olmalıdır.

Teknolojik altyapınızın yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Buna ilişkin gelişmeleri yakından takip ediyor musunuz?

Biz kendi alanımızda dünyadaki mevcut en son teknolojiyi kullanıyoruz. Hatta kendi ilave ettiğimiz ve deneme çalışmaları süren birçok unsurun var olduğunu övünerek söyleyebiliriz. Fakat biz bunu yine de yeterli bulmuyoruz. Hala yapacak çok işimiz olduğunu biliyor ve farklı yenilikler yapmak için durmaksızın çalışmaya devam ediyoruz. Rekabetin her alanda sürdüğünün farkında olarak teknolojik üstünlüğümüzü kaybetmemeye çalışarak, yatırımlarımıza devam edeceğiz.

2013 yılına ilişkin beklentileriniz ve hazırlıklarınızı öğrenebilir miyiz?

2013 yılının her anlamda daha iyi olmasını diliyor ve umuyorum. Biz yeni yıla her an kriz olabilir endişesiyle temkinli girdik. Aynı zamanda, talep fazlası olduğunda kapasitemizi nasıl arttırabiliriz endişesiyle makine ve personel eğitimine yatırım yapmayı da ihmal etmedik. Ocak ayı itibariyle bakarsak sürecin başarılı geçtiğini söyleyebiliriz. Önümüzdeki ayları ise beraber yaşayacağız. Ama biz her yeni güne ve elbette yeni yıla mutlaka yapabileceğimiz çok şey olacağını düşünerek ve geleceğe olan inançla, güvenerek yürümek ve devam ettirmek istiyoruz. Yıl içerisinde çalışmalarımızı revize edebilir, ekonominin genel durumunu dikkate alarak farklı çalışma rotaları belirleyebiliriz.

07.03.2013
Bu haber 69921 okundu.
Yazdır Yorum Yaz
YORUM EKLE
Lütfen yorum eklemek için bilgileri eksiksizce doldurunuz.
Adınız
Lütfen adınızı yazın.Lütfen adınızı yazınız.
Email
Lütfen email adresinizi yazınızGeçersiz email adresi.
Yorum
Lütfen yorumunuzu yazınız.
Yorumunuz çok kısa.
Karakter Kaldı
Son Eklenen Yorumlar